Yazı Detayı
18 Ekim 2018 - Perşembe 14:45
 
SORUMLULUKTAN KAÇAMAYIZ
Serdar Şirin
gundemaydin
 
 

Bizler çoğu zaman içinde yaşamadığımız durumlar hakkında çok cesur çıkışlar yaparız. “ ben olsaydım” diye başlayan bilgiç cümlelerimiz vardır. İnsanların içinde yaşadığı şartları ve imkanları bilmeden ahkam keseriz. İşin en ilginç yanı, tüm bunları yaparken “empati” yaptığımızı da ekleriz. Hem hakim, hem savcı, hem avukatı oynar, adamı idama mahkum ederiz.  “ Kendi düşen ağlamaz” cümlesi ile vicdanlarımızı rahatlatırız. Bu aslında “ benim bunda suçum yok, kendi hatası” demek anlamına gelir ki, bu büyük bir yalandır ve vicdan denen mahkemeye sunulan sahte delillerden başka bir şey değildir.

 

“Toplum yaşayan bir organizma gibidir” der Emil Durkheim. Toplumlar bir yönüyle içindeki bireylerin etkileşimi, gelişimi, ilerlemesi için var olan büyük bir organizmaya benzerler. Bu konuda Hz. Resulün şu hadisini hatırlamakta fayda var "Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar." Özelde İslam Ümmeti, genel anlamda tüm insanlık için geçerli bir kanunu es geçerek vicdanları rahatlatmak adına uydurulan yalanlar ahirette bize bir fayda sağlamaz. Bireysel olanın toplumsal olan içinde yok sayılması mümkün değildir. Toplumların ilerlemesi ancak sağlam karakterli, kişilikli, kimlikli bireylerle mümkündür. İhmal edilen her birey toplumun hasta hücresi gibidir ve tüm toplumu tehdit edecek şekilde yayılabilir. Bizim çocuklarımız, gençlerimiz başta olmak üzere ihmal edeceğimiz tek ferdimiz yoktur, böyle bir lüksümüzde…

 

Toplum; dezavantajlı sınıfı diye tabir edilen, uyuşturucu, alkol, vb bağımlılar, işsizler, yolunu kaybetmiş, çaresizlik içinde bir yardım eli bekleyenler, şiddete, tacize uğrayanlar, ezilenler,  fakirler, garipler için harekete geçmek zorundadır, bunu yapmayan her toplum kendi geleceğini yok eder. Bizler asla bağımsız birer birey anlayışına sahip olamayız zira inancımız bunu yasaklar. “Bana ne” deme hakkımız yok, haddimiz de değil, çünkü biz birbirimize karşı sorumluyuz. Bu sorumluluk vicdani olduğu kadar ilahi emirle de sabit bir farzdır, insan olmamızın gereğidir. Sevgisiz, merhametsiz, şefkatsiz bir toplum, ne kadar üstün teknolojiye, bilgiye ve servete sahip olursa olsun, yok olmaya mahkûmdur. Tüm büyük imparatorlukları, Devletleri yine kendi toplumları yıkmıştır. Tarih bunun ispatı ile doludur.

 

“Kendi gemisini kurtaran kaptandır” diyerek toplumum dezavantajlı sınıflarına sırtını dönen, onları görmezden gelen insanları bu ihmalleri sonucu oluşan kaos yakalayacaktır.

 

Bir toplumun kalitesini, onu oluşturan bireyler belirler. Bu bireyler ne kadar duyarlı ise toplum o oranda yüksek kaliteye sahip olur.

 

Günümüzde ihmal edilmiş, battığı bataklık ortamında sıkışıp kalmış o kadar çok bireyimiz var ki. Bir rehbere, nasihat verip yol gösterecek insanlara çok ihtiyaçları var. Girdikleri sarmalı kıracak, onlara nefes aldıracak, belki bir süre destek olup ayakları üzerinde yürümesine yardım edecek insanları arıyorlar. Bazen sadece kendilerini dinleyecek, belki sadece birlikte çay içecekleri insanlar arıyorlar. Sıkıştıkları kentlerde hava alacakları limanlar arıyorlar. Bir yerlerden başlamak, hayatı düzene sokmak istiyorlar. Saygınlık, sevgi, merhamet dileniyorlar. Ötekileştirilmiş olmaktan utanıyorlar, geçmişlerinden kopmak, topluma dahil olmaya çalışıyorlar. Bunlar, mahallemizde, sokağımızda, apartmanımızda, hemen yanımızda olan insanlar, uzaklara bakmaya gerek yok çünkü her gün gözümüzün önünden geçiyorlar. Toplumsal düzen ve gelecek açısından güvenli olmamız, bu guruplara el atmamız ile mümkündür. Bakar kör rolü oynamaya gerek yok. Ya elimizi bu taşın altına koyarız, ya da bu taş hepimizi ezer. Bizler “ Müslüman” iddiasında olan toplumlarız, buda bize sorumluluğumuzun farz olduğu gerçeğini hatırlatmalı. “Yapsak iyi olur” demiyorum “yapmak farzdır” diyorum. Konuyu Rabbimizin bir ayeti ile kapatalım "İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın Allah'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çetindir " (Maide süresi 2) “ Selametle kalın.

 
Etiketler: SORUMLULUKTAN, KAÇAMAYIZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı sanalbasin.com üyesidir